Tekstil ve hazır giyim endüstrisi günümüzde çoğu ülke ekonomisinin öncü sektörlerindendir. Türkiye’de ise imalat sanayinin yüzde 25’ini oluşturmaktadır. Bu kadar önemli ve ekonominin başlıca kaynağı olan sektörün, verdiği zararlar da oldukça fazladır. Bütün o şatafatın arkasında, maalesef dünyayı en çok kirleten 2.sektör sıfatı yer almaktadır .

Sektörü inceleyip örneklere baktığımızda, Burberry markasının 2018’de yaklaşık 37,8 milyon $ değerinde satılmamış mallarını yaktığı ortaya çıkmıştır . Bu bilgiler doğrultusunda aynı anda hem sektörü koruyabilmek hem de zararları en aza indirgemek sürdürülebilir iş modeliyle mümkündür.

Günümüzde moda trendleri sıklıkla değişmektedir ve tüketiciler bu hızlı moda akımına “hızlıca” kapılmaktadır. Bu kapsamda, tüketicinin talepleri ve farkındalığı üretim zincirini önemli oranda etkiler. Markalar da tüketici taleplerini ilk hedef haline getirerek hızlı moda trendini benimsemiştir. Bu taleplerin, kısa sürede bu kadar fazla ve ucuz üretilmesi de tüm alanlarda kapasite zorlanmasına neden olmaktadır ve sürdürülebilirlik anlayışına zarar vermektedir.

Sektöre baktığımızda bazı markalar geri kazanım ve atık yönetimi konusuna odaklanarak yeni birtakım hareketler başlatmışlardır. Örneğin, Nike ve Adidas’ın plastik atıkları geri dönüştürüp ayakkabı üretmesi atık yönetimine güzel bir örnektir. Dünya çapında yüksek ciroya sahip bu ünlü markaların, tüketiciyi dahil ederek farkındalık projeleri yaratması, sektörde döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir iş modeli için iyi bir rol model olmaktadır.

Bu konuda Türk firmalarından örnek verecek olursak Yünsa, 2019 yılında H&M’in Sürdürülebilirliğe Bağlılık Ödülü’nü kazanmıştır. Firmanın genel müdürü Nuri Refik Düzgören bu ödülü almalarında başlıca faktörün, sürdürülebilirliği temel şirket prensibi olarak tüm iş süreçlerinde uygulamaları olduğunu söylemiştir. Buna ek olarak enerji verimliliği ve atık yönetimi konusunda yaptıkları çalışmaların ve bu alanda geliştirdikleri projelerinin sürdürülebilirliği hedeflemesinin de ödülü almalarında bir diğer faktör olduğunu belirtmiştir.

Yapılan araştırmalara göre, bireylerin eğitim seviyesi arttıkça, sürdürülebilirlik konusunda farkındalıkları da artmaktadır. Sürdürülebilir iş modelinden yüksek verim alınabilmesi için yalnızca şirketlere değil, aynı zamanda tüketiciye de büyük oranda sorumluluk düşmektedir. Üretici ve tüketicinin eşzamanlı hareket etmesi gereken bu süreçte;

  • Markaların şeffaf olması,
  • Yerel üretimin desteklenmesi,
  • Uzun ömürlü malzemeler kullanılması,
  • Kimyasal kullanımının azaltılması,
  • Temiz bir gelecek için insanlara eğitim yoluyla farkındalık kazandırılması,

sürdürülebilir bir iş modeli için başlıca gerekenlerdir. Sektöre bakıldığında ekonomik, çevresel ve sosyal değerler bütününde sürdürülebilirliği eşit bir şekilde sağlayabilmek zor görünse de sürdürülebilirliğin sağlanması sonucunda oluşacak maddi ve manevi gelişmeler sayesinde işletmelerin ve insan yaşamının sürekliliği sağlanır.

Leave a Reply