İnsanlığın temel ihtiyaçlarından biri olan giyinme ve örtünme gereksinimi, dünya üzerinde nüfus arttıkça bu ihtiyaca olan talebin de artması ile tekstil sektörünü doğurmuştur. Her sektör gibi, tekstil sektörü de arz-talep dengesini en kısa ve en ucuz yoldan sağlamak istediğinden en kolay yol olan lineer sistemi diğer bir deyişle doğrusal ekonomi sistemi benimsenmiştir. Lineer ekonomi sisteminde üretim zinciri, üret-kullan-at mantalitesi ile ilerler. Mevcut sisteme bakıldığında, küresel bazda kullanılan hammaddelerin yüzde 90’ından fazlası ekonomiye geri kazandırılmamaktadır. Bu geri dönüştürülmeyen atıkların içinde, tekstil atıklarının oranı hayli yüksektir. Halbuki bu atıklar ekonomik, çevresel ve sosyal değerler çerçevesinde birçok alanda değerlendirmeye açık ve geri dönüştürülmesi mümkün malzemelerdir. Sektör ve tüketici elindeki bu değerin farkında değildir ve doğadan ham olarak aldıklarını, atık olarak doğaya geri bırakırlar. Tam burada sorgulamamız gereken nokta ‘sürdürülebilirlik bu sistemin neresinde?’ konusu olmalıdı

Her sektörü ele geçirmiş olan bu sistem, hammaddeler nasıl daha verimli değerlendirilebilir sorusunun cevabını veremez. Bu lineer sistem, nasıl daha çok ürün üretebiliriz ve satabiliriz sorusuna odaklanır. Bu üretim zinciri, hâlihazırda oldukça fazla atık üreten ve çevreye yeterince zarar vermiş tekstil endüstrisi için toksik haline gelmiştir ve dünya için apaçık bir tehdit unsurudur. Ellen MacArthur kuruluşunun yayınladığı rapora göre, her saniyede, bir çöp kamyonu hacminde tekstil atığının depolandığı veya yakıldığı belirtilmiştir. Sistemde hiçbir şey değiştirilmez ise 2050 yılına kadar moda endüstrisi, Dünyadaki karbon kaynağının dörtte birini tüketecektir.

Zara, Mango gibi hızlı moda akımını benimseyen markalar, bir yılda 52 koleksiyon çıkartarak her hafta yeni ürünler ile insanları sürekli bir şeylere ihtiyaçlarının olduğuna inandır ve tüketici kullan-at kısır döngüsüne girer. Bunun sonucunda, bu sistemde üretilen kısa ömürlü ve ucuz maliyetli her bir kıyafet çevre için potansiyel atığa dönüşür.

Bu bilgiler ışığında, lineer sistem ve sürdürülebilirlik arasında bir karşılaştırma yapılırsa, birbirine iki zıt kavram olduğu görülür. Bu lineer sistem, atık yönetimini ve sürdürülebilirliği sağlayan bir yol olmaktan çıkıp atığın kendisi haline gelmiştir.

Tüm bu dezavantajlara rağmen, tekstil sektöründe lineer sistemin devam etmesinin en büyük nedenlerinden biri büyüme hırsıdır. Tekstil endüstrisi bu “demode” sistemden uzaklaşıp, doğaya ve insana saygılı, dönüşüme açık ve yenilikçi bir sisteme geçtiği takdirde, firmalar kullanılmayan ürünleri sürdürülebilirlik çerçevesinde değerlendirerek ekonomik gelişimlerine katkı sağlayabilir. Ancak bu şekilde sağlıklı “büyüme” gerçekleşebilir. Görüyoruz ki lineer sistemin doğurduğu olumsuz sonuçlar hem sektör hem de çevre için tehlike arz etmektedir. Bir an önce bu üretim şeklinde değişime gidilmeli ve sürdürülebilir bir sistem olan döngüsel sisteme geçilmelidir. Döngüsel sistem, azalt-yeniden kullan-geri dönüştür ilkelerinden ilerlemesi sebebiyle, tekstil sektöründe sürdürülebilirliği sağlayabilmenin en güzel yoludur.

Leave a Reply